
Ülkemizde öncelikle kadınlar olmak üzere, herkes güzel olmak ister. Güzel olmanın insana kattığı haz ve toplum içinde güzelliği nedeniyle göreceği ilgi nedeniyle bir hayli önemlidir.
Güzel olmak, yaradılışımızla birlikte bize bir lütuf olarak verilmiş bir mücevher gibidir. Bunu korumak ve desteklemek sadece bizim elimizdedir. Ona yeterince özen göstermiyor, ilgilenmiyorsak alacağımız sonuç maalesef hüsran olacaktır.
Günlük yaşantımızda birçoğumuz eşyalarımıza, arabamıza verdiğimiz değeri kendimize vermekte cimrilik yapıyoruz. Arabamızın bakımlarını anı anına takip ediyor; arıza yaşanmaması için önceden tüm önlemleri alıyoruz. Peki, kendi güzelliğimiz ve sağlığımız için bu kadar önemli adımlar atıyor muyuz? Maalesef ülkemiz halkı bunu ihmal ediyor. Burada “Çirkin kadın yoktur, bakımsız kadın vardır.” Sözünün ne kadar doğru kullanıldığını bir kez daha anlamış oluyoruz.
Güzellik, ilgi ve önem ile %100 doğru orantılıdır. Günlük hayatımızda her gün kendimize sadece 30 dakika ayırmış olsak, hem gereken güzelliği elde edebiliriz, hem de sağlığımızı koruyabiliriz.
Gelişen teknolojinin nimetlerinden yararlanmak gerekiyor; internet sitelerinde güzellik adına yazılan binlerce ipucu bulunmakta bunlar arasından doğruluğu ispatlanmış olanları araştırarak kendinizde uygulayabilirsiniz.
Kendimize yatırım yapmak denildiğinde bunu sadece maddi olarak düşünmemek gerekir, zaman bakımından değerlemeye alındığında da bir yatırım yapmış olursunuz.
Hep güzel, hep kendinize ilgiyle yaklaşmanız dileğiyle. Güzel kalın…

Teknoloji her geçen gün gelişiyor ve milyarlarca insan gelişen teknolojinin yeniliklerinin peşine takılıp, bu serüvenin içine dalıyor. Vaktimizin büyük bir bölümünü ayırdığımız teknolojinin sağlığımızı olumsuz yönde etkilediğini biliyor muyuz?
Kullandığımız bilgisayarın klavyelerinde yaşamlarını sürdüren mikropların ne kadar fazla olabileceğini hiç düşündünüz mü? Belki bunu hiç kimse düşünmek bile istemeyecektir. Durum maalesef üzücü yapılan araştırmalar ne kadar temiz tutulursa tutulsun, bilgisayarlarımızda bir aparat olarak kullanmış olduğumuz klavyelerde milyonlarca mikrobun barındığı gerçeğini ortaya çıkardı.
Teknolojik ürünlerdeki ve bunların arasındaki hayatımızın büyük bir bölümünde yer alan bilgisayarların vücudumuza bir nükleer vaka sonucu yayılan kadar olmasa da, özellikle cinsel yaşantımızda bizim fark edemediğimiz olumsuzlukların oluşmasına sebep olacak kadar radyasyon yaydığı tıp tarafından doğrulanmaktadır.
Uzun süre bilgisayar başında kalan, internette ilgilendiği konu ile ayrıntılara kendini yaptıran insanların, bir süre sonra kendi sağlıklarını unuttukları görülmektedir. Sürekli aynı durumda kalan ve doğru şekilde bilgisayar başında vakit geçirmeyen kişilerin çeşitli bel rahatsızlıklarına yakalandıkları görülmektedir.

İnternet siteleri arasında şüphesiz en çok ziyaret görenlerden birisi de alışveriş siteleridir. E-ticaret başlığı altında toplanmış olan bu sitelerde kimler neler yapıyor? Kim inceliyor?Kim alışveriş yapıyor?
Ülkemizde internet kullanımı her geçen yıl bir öncekine göre ciddi derece de artış göstermektedir. Alışveriş sitelerinin de internet’in kullanılması konusunda büyük bir hizmet vermesi, insanların bilgisayarlarının başında alışveriş yapmaları imkanı tanıması insanların e-ticaret sitelerine olan ilgisini bir hayli arttırmaktadır.

E-ticaret sitelerinin müşteri kitlelerinde yapılan incelemeler erkeklerin daha çok inceleme amacıyla e-ticaret sitelerini ziyaret ettiği, alışveriş yapan erkeklerin sayısının kadınlara oranla çok düşük olduğunu ortaya koymuştur. Erkekler daha çok araştırıyor ama alım yaparken tavsiye’ye önem gösteriyor. Olmuş veya yaşanmışı tercih ediyorlar.
Kadınların e-ticaret sitelerinde ne yaptığını söylemeye gerek yok belki. Kadınlar erkeklere oranla daha çok alışverişi tercih ediyor. Özellikle kadınlara yönelik ürün satışı yapan sitelerin çok fazla rağbet gördüğü yazılı ve görsel basında sıklıkla dile getiriliyor. Firmalar artık kadınlar için çalışıyor.
Ticari gelir elde etme düşüncesinde olan bireyler, kadınların kendileriyle ilgili ürünlere gösterdikleri ilgiliyi gördükleri için daha çok bu alanda siteler açmaya başladılar.
İslamiyet insan yaşamının hemen her alanına ilişkin çeşitli güzelliklerin ve kuralların getirildiği hoşgörü dinidir. İslamiyet insanı cinsiyetlerine göre değil, insan oldukları için değerlendirmiştir. Kadın, erkek, çocuklar her birisi için öyle güzelliklere değinilen bir dindir ki; İslamiyet ile birçok probleme çözüm bulmakta mümkün olabilmektedir.
İslamiyet erkek egemen bir din değildir, erkeğe ve kadına aynı oranda yaklaşmaktadır. Bu konu çok yanlış bilinmektedir, çeşitli kitaplarda, mecmualarda bazen televizyonlarda bu konu ile ilgili yanlış bilgilerin verildiğini görebilmekteyiz.
Erkeğin eşine karşı sorumlulukları ve kadının hakları 2 Maddelik inceleme
Madde 1: “Erkek gücünü kullanarak; eşine bakmalıdır” Erkek yapı itibariyle kadına göre daha kuvvetlidir. Bir aile de geçindirme görevi erkeğindir. Kadının yaşamını sürdürebilmesi adına gereken her şeyin erkek tarafından telafi edilebiliyor olması gerekir.
Madde 2: “Diktatör olmamak, sevgiyle yaklaşmak” İslam dini erkeğin eşine emri vaki yapmasına, onu ailenin bir bireyi gibi görmeyip köleymiş gibi ötelemesine karşı bir adım izlemektedir. Dinimizde kadının hor görülmesi gibi bir konu söz konusu değildir. Aksine peygamber efendimiz (S.a.v) “Cennet annelerin ayaklarının altındadır” diyerek, kadının İslamiyet açısından ne kadar önemli olduğunu vurgulamıştır.

Maalesef ülkemizde gün geçmiyor ki dini bir olayın arkasından biraz didiklendiğinde çıkar amacı güden kişiler çıkmasın. Bu durum toplumun büyük bir bölümünde hoş karşılanmıyor olsa da önlem de almakta çok fazla bir adım atıldığını söylemek mümkün değil.
Din bilindiği üzere çok hassas bir konudur. Dini istismar ederek hareket edenler iş yapmaya çalışanlar, birilerini kandırmayı hedefleyenler yaptıkları hata ile ilgili elbet ki açıklar vereceklerdir, bugüne kadar ki örnekler baz alındığında böyle de olduğu görülmektedir.
Birde bunun ahiret tarafı var, kandırmak, yalan söylemek gibi ahlaksızlıkların dünya hayatımızda dahi kolay affedilmeyecek suçlar arasında olması, ahiret’te nasıl affedilir. “Allah affeder” diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Allah affedicidir bu doğrudur, ama her işlenen kusur affedilir mi? Allah bilir. Hele ki bu suç dini kullanarak işlenmişse…
Dini istismar o kadar ilerledi ki…
Çok rahatsız edici olsa da maalesef ülkemizde dini araç olarak kullanan bireyler, kurumlar her geçen artıyor. Devlet adamlarının dahi dini kullanarak, propaganda yaptığı bir İslam devletiyiz.
Sokaklarda her gün rastladığımız dilencilerin, lüks otomobillerle sefa sürmesine ne demeli? Türk halkı olarak aslında dini konularda çok hassas davranıyoruz, bunu kullanan insanlara da maalesef çabuk aldanıyoruz. Dini vecibelerimizi yerine getirmek ve dinimiz yolunda hareket etmek en doğru adımdır, bunu yaparken iyiyi kötüyü çok iyi analiz edip ona göre hareket etmek gerekir.

Hayatımızı sürdürürken konuşmalarımız içinde kullandığımız yabancı kelimelerin sayısının son zamanlarda oldukça arttığını fark edebiliyoruz. Bu problem her geçen gün büyümekte; öyle cümleler kuruyoruz ki bazen Türk dil kurallarından son derece bağımsız…
Dünyada artık dış ülkelere bir saldırı aracı olarak kullanılan dil konusunda oltaya çok çabuk yakalanıyoruz. Unutmayın bir ülkeyi savaş ile işgal etmek mümkün olmuyorsa onu ya ekonomisi ile ya da dili ile yaralayarak elde edebilirsiniz. Bir şekilde içine sızmanız gerekir.
Şöyle bir inceleme yaptığımızda son 5 yıl içerisinde dilimizde dönüp duran kelimelerin arasında ne kadar fazla yabancı kelimenin olduğunu anlayabilmekteyiz.
Yabancı kelimeleri hayatımızdan çıkartmak ve bu konuda etrafımızdakileri uyarmak bir vatandaşlık görevidir. Yabancı ülkelerde yaşayan insanlar farklı dillerin etkisinde kalmamaları için öncelikle devlet tarafından bilinçlendirilir, sonrasında çeşitli örgütler ile bu konunun hassasiyeti üzerinde durulur.
Lütfen dilimizi ve Türkçemizi koruyalım….
Bir yandan korku, bir yandan ümidin varsa, iki kanatlı olursun, tek kanatla uçulmaz zaten.
Mevlana Celaleddin Rumi
250 BİN FACEBOOK HESABI ÇALINDI

Nereye gidiyor bu sosyal ağların sonu Pcworld dergisinin bu ay ki haberine göre “Lovely-Faces.com sitesi, profili herkesin görüntüleyebileceği şekilde ayarlanmış yaklaşık 250 bin Facebook kullanıcısının bilgilerini çalarak izinsiz olarak yayınladı. Aralarında 3 bine yakın Türk’ün olduğu da tahmin edilen çalıntı profillerinde arasında bulunduğu 250 bin profile,henüz yayına girdiği ilk gün ulaşan sitenin bu başarısı dikkat çekmişti.”
MISIR’A 90 MİLYON DOLARLIK FATURA

İnternet hayatımızın olmazsa olmazı oldu gördüğünüz gibi isyana da sebep oluyor 90 milyon dolar zararada.
Mısır’da internet kesintisi kararından dönüldü, ancak zarar büyük. OECD’nin yaptığı açıklamaya
göre Mısır’da isyancıların organize olmasını engellemek amacıyla gerçekleştirilen internet kesintisinin maliyeti ağır oldu. OECD’ye göre 90 milyon dolarlık ticari zarar doğduğu açıklandı.
CEPTE RADYASYON RİSKİ YOK

219 ülkede 800′den fazla mobil iletişim şirketinin bağlı olduğu GSMA cep telefonlarının yaydığı dalgalar için endişe edilmesine gerek olmadığını açıkladı. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) tespitlerine yer verilen belgede, baz istasyonları sinyallerinin sağlığa zararlı olduğuna dair tatmin edici bilimsel bir kanıt bulunmadığı belirtildi.
FACEBOOK’TA EŞCİNSEL AÇILIMI
Facebook fotoğraf görüntüleme yeniliğinden sonra, ilişki durumlarındaki yenilikleriyle de dikkat çekiyor. Çok sade olan ve basite kaçan Facebook, eklediği yeni durumlarla çeşitliliğini artırmış durumda. Facebook, yeni eklediği ilişki durumlarıyla birlikte her iki cins için de eşcinsel
seçeneklerini içeriyor.
PLAYSTATION CEP TELEFONU

Sony Ericsson PlayStation telefonunu duyurdu. Xperia Play olarak adlandırılan yeni mobil eğlence ünitesi, bir akıllı telefondan beklenen her şeyi fazlasıyla yapmanın yanında taşınabilir bir oyun konsoluna bürünmüş durumda. Güçlü bir donanıma ve şık bir tasarıma sahip olan cihaz, yatay açılır bir tuş takımına sahip ve Android 2.3 Gingerbread işletim sistemini kullanıyor.
GPS, OKULU KIRANLARIN YENİ BELASI

Kaliforniya’da 8 lisenin bağlı olduğu bir eğitim bölgesinde düzenli olarak okulu kıran öğrencilereGPS cihazı takılması kararlaştırıldı. Polis ve bölgedeki yetkilerin aldığı karara göre, mazaret bildirmeden dört kereden fazla okula gelmeyen öğrenciler GPS cihazı ile takip edilecek.
pcworld dergisinin bu ay ki sayısında bulunun İlginç haberler.
Bir Şeyleri Kaybetmeden Değerini Bilmek
Merhaba paylaşım merkezi ziyaretçileri genç beyin dergisinin yeni sayısında okuduğum bir hikayeyi sizinle paylaşmak istedim.Gerçekten çok anlamlı bir hikaye bunu hepimiz yapıyoruz dünyanın akışına kendimizi kaptırıyor ve sevdiklerimizi ancak kaybedince hatırlıyoruz.İleride pişman olmamak için kaybetmeden kıymetini bilin herşeyin.
Buyrun hikaye :
Genç adam caddenin kenarında uygun bir yere park etti, yakınlarda bir çiçekçi olduğunu biliyordu. Annesine çiçek gönderecekti. Yaklaşık
300 km. uzakta yaşıyordu annesi.Çiçekçiye yaklaştığında kaldırımda ellerini başına götürmüş, sessizce oturan bir kız çocuğu gördü. Yaklaşınca ağladığını fark etti. “Neden ağlıyorsun?”diye sordu.
Kız çocuğu gözlerini umutsuzca kaldırıp cevapladı:
“Anneme bir gül almak istiyorum amaparam çıkışmadı!”
Genç adam gülümsedi:
“Benimle gel, sana bir gül alırız!”
Küçük kızın gülünü aldı, sonra annesine de bir buket gül ısmarladı. Çıkmak üzereyken elindeki güle bakıp bakıp sevinen kız çocuğuna isterse kendisini eve bırakabileceğini söyledi. Çocuk kabul etti, “Lütfen!” dedi, “Beni anneme götürün!” Yolu tarif ederken şehrin sakin bir semtine yaklaşmaya başladı. Araba yüksekçe bir duvarı süsleyen geniş kapının açık kanatları arasından yoluna devam etti. Adam buraya yakınlarda pek uğramamıştı. Boy boy selvileri, rengârenk çiçekleri seyrederek annesini buldular. Arabadan inip küçük kızın annesine doğru gidişini seyretti. Elindeki taze gül dalını usulca uzattı küçük kız, henüz taze olduğu belli olan toprağa itirazsız uzandı gül. Mezar taşına kazılı ölüm tarihini okuduğunda genç annenin bir kaç ay önce buraya geldiğini fark etti adam. Küçük kızın ağzından dökülen fısıltılı duaları duymaya çalıştı. Taze gül fidanıyla sevindirdiği mahzun kız çocuğunun annesi için bir Fatiha da o hediye etti. Kız çocuğunu annesiyle baş başa bırakarak arabasına bindi. Doğruca çiçekçiye gitti. Annesi için yazdırdığı çiçek siparişini iptal etti. Ve genç adam arabasının burnunu otoyola çevirdi. Annesine gidiyordu şimdi, ön sağ koltuğun üzerinde kırmızı bir gül uzanıyordu, annesine kendi elleriyle vereceği gül Dr. Senai Demirci
Motivasyon; öğrencinin ders çalışmaya istekli hale gelmesi ve ihtiyaç duymasıdır. öğrencilerin, mevcut müfredat çerçevesinde derslerde işlenen her konuya ihtiyacı vardır. Öğrencilerin yaptıkları en önemli hatalardan biri, ders çalışmak için istekli olmayı beklemeleridir.
‘Motivasyonum yok, İçimden çalışmak gelmiyor.’ cümleleri adayların en sık kullandığı cümlelerdir.
Peki ders çalışma isteği nasıl gelir?
Gerçekleştirilebilecek bir faaliyet olmadığı kabul edilmelidir. Sadece sanat alanında, istek ya da ilhama ihtiyaç vardır. Bu nedenle, çalışma isteğinin gelmesini beklemek boşuna olacaktır. Ders çalışma isteği, ancak aday o dersi anladığında gelir. Bunun için de öncelikli olarak adayın çalışması gereklidir.
Kısacası önceleri istemeyerek çalışmaya oturulsa bile bu faaliyet daha sonra zevkli hale gelecektir. Konuları öğrendikçe, adayın motivasyonu artacaktır.
Adaylar, çalışmaya başlamadan önce şunları aklından çıkarmamalıdır:
1.Sınavı kazananlar farklı organizmalar değil, onunla aynı yapıya (yaş, zeka düzeyi) sahip öğrencilerdir.
2.Sınav, normal zeka düzeyindeki bireylerin başarabileceği bir sınavdır. Sınavda istediği hedefleri yakalayanlar için de, hazırlık sürecinde olanlar için de bir gün 24 saattir.
4.Sınav kazanabilmek için, dersleri sevmek şart değil, ancak düzenli çalışmak şarttır.
5.Önemli olan sınavdan sonra öğrencinin kazandığı bölümü sevmesidir… Bu da istenilen bölümü seçebilecek düzeyde net yapmakla alakalıdır.
6. Unutmamalıdır ki ‘En kötü karar bile kararsızlıktan iyidir.’ Hiçbir şey için geç değildir. Zararın neresinden dönülse, kârdır. Bu nedenle adaylar, çalışma konusundaki kararlarını vakit kaybetmeden uygulamalıdır.
7. Bazı dersler ve konular, diğerlerine göre daha zor anlaşılır. Öğrenmek için daha fazla çaba sarf edilmesi gerekebilir. Böyle durumlarda öğrenciler sabırlı olmalı ve girecekleri üniversiteyi düşünmelidir.
8.Öğrenciler programlarına uydukları ve istenen düzeyde çalışmayı gerçekleştirdikleri haftalarda kendilerini ödüllendirmelidir… Bu ödül; arkadaşlarıyla buluşmak, gezmek, sinemaya gitmek, vb. olabilir.